Ferhat Hanedan Güven

Tarihin Uyardığı Yerden Konuşmak

Ferhat Hanedan Güven

DEM Parti Genel Başkanı’nın “zaman Kürt Ulusal Birliği’ni sağlama zamanıdır” çıkışı, aslında Terörsüz Türkiye modelini göremeyen bir zihniyetin, bu kez farklı bir motif üzerinden yeni bir fay hattı oluşturma çabasından başka bir şey değildir.

Bu motifin yarası dün Kobani üzerinden kanatıldı, bugün Rojava üzerinden yeniden kanatılmak isteniyor. Yetmeyince algısal çağrılarla, duygusal reflekslerle ve dış destekli söylemlerle zorlanıyor. Oysa bu coğrafya, emperyalist senaryoların laboratuvarı değil; bin yıllık kader ortaklığının evidir.

1919’da Kürt Teali Cemiyeti çatısı altında, İngiltere’nin çağrısıyla “devlet kurmayı” bekleyenler nasıl ki emperyalist hesapların aparatı hâline getirildiyse; bugün de benzer bir akıl, aynı senaryoyu farklı aktörlerle sahneye koymaya çalışmaktadır. Tarih değişmedi, sadece kullanılan figürler yenilendi. Emperyalist devletler için bu yapı hiçbir zaman “özne” olmadı; her defasında kukla olarak kullanıldı ve zamanı dolunca sahneden itildi.

Peki kimdi bu yapılar?

Kürt kimliğini maske olarak kullanan; kendini “sosyalist”, “aydın” ya da “özgürlükçü” diye tanımlayan ama özünde Türk ve Türkiye düşmanlığı üzerinden pozisyon alan çevrelerdi. Kürt halkının tarihsel onurunu, kültürel mirasını ve bu topraklarla kurduğu derin bağı istismar edenlerdi.

Oysa Türk tarihi, Kürtleri dışlayan değil; Kürtlerle birlikte yükselen bir tarihtir. Bunun en güçlü sembollerinden biri Selahaddin Eyyubi’dir. Kürt kökenli bir komutan olarak, Türk-İslam dünyasının en büyük liderlerinden biri olmuş; Kudüs’ü Haçlı işgalinden kurtarırken bu coğrafyada ümmet bilincini, adaleti ve ortak kaderi temsil etmiştir. Selahaddin Eyyubi’nin mirası ayrılık değil, birliktir. Emperyalizmle iş tutmak değil, emperyalizme karşı durmaktır.

Bugün Türkiye’nin dış politikası da tam olarak bu tarihsel aklın devamıdır. Suriye’de, Irak’ta ve bölgenin tamamında hedef; etnik parçalanmalar değil, toprak bütünlüğü, istikrar ve terörün tasfiyesidir. Türkiye, Kürtleri değil; Kürtleri istismar eden terör yapılarıyla ve onların arkasındaki emperyal akılla mücadele etmektedir.

Bu yüzden mesele “Kürt Ulusal Birliği” gibi süslü kavramlar değildir. Mesele, bu kavramların hangi merkezlerde üretildiği ve kime hizmet ettiğidir. Çünkü bu topraklarda gerçek birlik, dışarıdan çizilen haritalarla değil; ortak tarih, ortak acı ve ortak gelecek ile kurulur.

Türkiye’nin önünde duran yol nettir:

Ayrıştıran değil birleştiren,

Silahı değil siyaseti meşrulaştıran,

Emperyalizmi değil millet iradesini esas alan bir yol.

Bu yolun adı da açıktır:

Terörsüz Türkiye.

Yazarın Diğer Yazıları