Ferhat Hanedan Güven

Taşeronluk Zinciri Dağıldı, Emperyalist Senaryo Çöktü

Ferhat Hanedan Güven

12 Ocak 2026 tarihli “Maske Değişir, Niyet Değişmez” başlıklı yazımda ifade etmiştim: Terör, isim değiştirir; söylem değiştirir; coğrafya değiştirir. Ancak niyetini asla değiştirmez. Bugün gelinen noktada bu tespitin bir kez daha doğrulandığını görüyoruz.

DEM Parti’nin, “Terörsüz Türkiye” sürecine yönelik tutumu bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır. Barış, huzur ve toplumsal istikrar iddiasıyla başlatılan her sürece sırt dönmek; terörü meşrulaştıran bir dilin arkasına saklanmak, siyasi bir tercihten öte, tarih önünde ağır bir sorumluluktur. Çünkü bu topraklar artık şiddetin değil, millet iradesinin konuştuğu bir döneme girmiştir.

Terör örgütleri ve onların uzantıları, yıllardır aynı senaryoyu farklı sahnelerde oynamaktadır. Kandil’den Suriye’nin kuzeyine uzanan bu hat, yalnızca coğrafi bir geçiş değil; emperyalist aklın çizdiği bir taşeronluk zinciridir. Karayılan’ın yamalı, Kandil’in dikişli elbiseleriyle sahneye çıkan bu yapılar, maskeli bir oyunun figüranlarıdır. Ancak unutulmamalıdır ki Türkiye, bu oyunu defalarca bozmuş bir devlettir. Çünkü Türkiye beşten büyüktür; çünkü Türkiye, küresel vesayet projelerine teslim olmayacak kadar güçlü bir tarih ve iradeye sahiptir.

Tarih bugün terörü ve teröristi bir kez daha kayda geçmektedir. Dün PKK adıyla yürütülen kanlı senaryo, bugün YPG etiketiyle sürdürülmek istenmektedir. Değişen yalnızca tabeladır. Aynı silahlar, aynı ideoloji, aynı hedefler… Ve aynı amaç: Türkiye’nin sokaklarını karıştırmak, bölgeyi istikrarsızlaştırmak, milletin birliğini hedef almak.

Bu noktada hafızayı tazelemek gerekir. Gara’da şehit edilen evlatlarımız, terörün gerçek yüzünü tüm çıplaklığıyla göstermiştir. Suriye’de sivillere yönelik katliamlar, etnik temizlik girişimleri ve zorla yerinden etmeler, bu yapıların “özgürlük” söyleminin ardındaki karanlığı açıkça ortaya koymaktadır. Terör örgütleri, bulundukları her coğrafyada kan, acı ve gözyaşı üretmiştir; üretmeye de devam etmektedir.

Türkiye ise tüm bu tehditlere karşı kararlı ve çok boyutlu bir dış politika yürütmektedir. Suriye’nin kuzeyinde bir terör devleti kurulmasına izin verilmemesi, sadece Türkiye’nin güvenliği için değil, bölgenin geleceği için de hayati bir duruştur. Bu duruş; diplomasiyle, sahadaki kararlılıkla ve uluslararası hukuk zemininde sürdürülen mücadeleyle desteklenmektedir. Türkiye bugün, sınırlarını teröre kapatan, bölgesel denklemleri yeniden kuran bir aktör konumundadır.

Sonuç olarak şunu açıkça söylemek gerekir: Terörle arasına mesafe koyamayan hiçbir yapı, barıştan söz edemez. Maskeler değişse de niyet değişmez; isimler değişse de hedef aynıdır. Ancak değişen bir şey vardır: Türkiye artık eski Türkiye değildir. Devlet aklı, millet iradesi ve sahadaki güç, bu topraklarda terör senaryolarına yer olmadığını bir kez daha göstermektedir.

Ve tarih, bunu bir kez daha not düşmektedir.

 

Yazarın Diğer Yazıları