Tarihsel Süreçte Mikrop Salgın ve Toplum
Tuba Rahmet Ekinci
“İnsanlığın Ölümle İmtihanı”
Tarih sayfalarını araladığımızda çoğunlukla büyük meydan savaşları, saray entrikaları veya devletlerin kaderini belirleyen antlaşmalarla karşılaşırız. Geçmiş sanki yalnızca hükümdarların fermanlarıyla ve komutanların kılıçlarıyla şekillenmiş gibi algılanır. Oysa insanlık tarihinin akışını çok daha etkili bir aktörün de değiştirdiğini unutmamak gerekir; bu görünmez aktör salgın hastalıklardır. Yakın dönemde yaşadığımız pandemi süreci, biyolojik bir tehdidin hayatı nasıl durdurabileceğini tüm dünyaya acı bir şekilde hatırlattı. Günümüzde aldığımız tedbirleri ve yaşadığımız endişeleri anlamlandırabilmek için tarihsel bir perspektife ihtiyaç duyuyoruz.
Bu bağlamda Fırat Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Kılıç hocamızın “Mikrop,Salgın ve Toplum “ adlı eseri, geçmişteki salgınlarla toplumların mücadelesini derinlikli ve oldukça geniş bir çerçevede ele alarak okuyucuya eşsiz bir rehber sunuyor. Prof. Dr. Orhan Kılıç hocamızın çalışması, okuru uzun bir tarih yolculuğuna çıkarırken salgınların medeniyetle ilişkisini de çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor. Hocamızın, yerleşik hayata geçişin nasıl yeni bir toplumsal gerçeklik yarattığını gösteren tespitleri oldukça kıymetlidir. Kalabalık şehirler, hareketli ticaret yolları ve insan yoğunluğu arttıkça hastalıklar da medeniyetin ayrılmaz bir gölgesi hâline gelmiştir.
Kitap yalnızca istatistikler ve tarihsel olaylara değil, aynı zamanda toplumların salgınlar karşısındaki psikolojik durumlarına da ışık tutuyor. Eserinde yer alan şu derinlikli bakış açısı, mikropların tarihsel gücünü anlamamız için önemli bir pencere açıyor:
“Mikroplar, tarihin akışını değiştiren, imparatorlukları yıkan ve toplumsal yapıları temelinden sarsan sessiz fatihlerdir. İnsanlık tarihi bir bakıma mikroplarla girilen bu amansız rekabetin kroniğidir.”
Bu çerçevede tarihin bir yönüyle insanların mikroplarla mücadelesi olduğu gerçeği kitabın her satırında güçlü bir biçimde hissediliyor. Eserde Osmanlı coğrafyasında yüzyıllarca can alan veba salgınları ile 19. yüzyılın kâbusu kolera karşısında devletin ve halkın tutumu da ustalıkla aktarılmıştır. Klasik dönemlerdeki tevekkül anlayışının zamanla nasıl modern tıbbi tedbirlere dönüştüğü; karantina merkezleri olan Tahaffuzhanelerin kuruluşu, şehir girişlerindeki sıkı sağlık kontrolleri ve dezenfeksiyon teşkilatları gibi uygulamalar tarihî bir dönüşümü temellendiriyor…
Prof. Dr. Orhan Kılıç hocamızın bu kapsamlı çalışmasının en güçlü yönlerinden biri, ağır ve mesafeli bir akademik dil yerine herkesin rahatlıkla takip edebileceği bir üslup tercih etmesidir. Böylece geçmişteki görünmez düşmanlarla verilen mücadele, hem tarih meraklılarının hem de güncel olayları anlamlandırmak isteyenlerin kolaylıkla faydalanabileceği bir anlatıma kavuşuyor. Prof. Dr. Orhan Kılıç hocamızın bu eseri, sıradan bir tarih anlatısının çok ötesine geçerek mikrobun sosyolojik ve psikolojik bir aktör olarak toplumu nasıl yeniden inşa ettiğini işaret ediyor…
Kitabı okuduğunuzda, tarihin sadece kralların ve savaşların değil, aynı zamanda görünmez mikroorganizmaların da eseri olduğunu çarpıcı bir netlikle görüyorsunuz. Yakın geçmişte pandemiyi bizzat yaşamış biri olarak o dönemde alınan sağlık tedbirlerinin ne denli hayati olduğunu tecrübe ettim. Bu nedenle Prof. Dr. Orhan Kılıç hocamızın çalışması benim için yalnızca tarihî bir inceleme değil; yaşadığımız deneyimlerin kökenlerini gösteren aydınlatıcı bir rehberdir.
Dilerim ki insanlık bir daha böylesine ağır salgınlarla sınanmaz ve tarih sayfaları hastalıkları sadece geçmişte kalmış acı birer hatıra olarak kaydeder.
Bu eserin pandemi sürecinde kaleme alınmış olması ayrıca anlamlıdır.Prof. Dr.Orhan Kılıç Hocamızın hekim olan oğlu başta olmak üzere,bende doktor adayı bir evladın annesi olarak bu zorlu dönemde özveriyle görev yapan tüm doktor ve sağlık çalışalarına şükranlarımı sunuyorum..
Sağlıkla kalın.