Tuba Rahmet Ekinci

SÂSÂNÎ DÖNEM'İNDE ARAP-İRAN İLİŞKİLERİ VE TARİHSEL SÜREKLİLİK

Tuba Rahmet Ekinci

Sâsânî Devleti’nin Arap topluluklarıyla kurduğu siyasi ilişkiler, Yakın Doğu tarihinin şekillenmesinde belirleyici unsurlardan biri olmuştur. M.S. 226-652 yıllarını kapsayan bu dönem, sadece iki büyük güç olan Sâsânîler ve Bizans arasındaki rekabet açısından değil, aynı zamanda Arap siyasi oluşumlarının bölgesel dengelerde üstlendikleri roller bakımından da önem taşımaktadır.

Bu çerçevede Prof. Dr. Taner Yıldırım hocamızın kaleme aldığı ve imzalayarak bizzat verdiği "Siyasi Açıdan Arap-İran İlişkileri" adlı çalışma, dönemin karmaşık siyasi yapısını klasik kaynaklar ve modern literatür ışığında inceleyen kapsamlı bir araştırma niteliği taşımaktadır. Eser, geçmişteki gelişmeleri neden-sonuç ilişkisi içerisinde ve sade bir anlatımla ele alarak dönemin siyasi dinamiklerini daha anlaşılır hâle getirmektedir.

Çalışmanın birinci bölümü, III. ve V. yüzyıllar arasında tampon devletlerin Bizans ve Sâsânî rekabetinde nasıl birer satranç taşına dönüştüğünü somut örneklerle ortaya koymaktadır. Örneğin; Sâsânîlerin sınır muhafızı olan Lahmîlerin, İran sarayındaki taht kavgalarına yön verecek bir güce ulaşarak Behrâm Gûr’u bizzat Sâsânî tahtına oturtmaları ve buna karşılık Bizans destekli Gassânîlerin sınır hatlarındaki yıpratıcı akınları eserde diplomatik boyutlarıyla ele alınmaktadır. Bunun yanı sıra, deniz ticaret yollarını güvenceye almak isteyen II. Şâpûr’un, isyan eden Arap kabilelerine karşı yürüttüğü ve tarihe sert askeri tedbirleriyle geçen Bahreyn ve Yemâme askerî harekâtları ile sonrasındaki zorunlu iskân politikaları tarihî süreç içerisinde çözümlenmektedir.

Araştırmanın ikinci bölümü ise VI. ve VII. yüzyıllardaki daha stratejik kırılma noktalarına odaklanmaktadır. Okuyucu bu bölümde, Yemen’in Habeşîler tarafından işgal edilmesi üzerine Sâsânîlerin bölgeye donanma göndererek gerçekleştirdiği müdahaleyi ve bunun sonucunda Yemen’de "ebne" adı verilen İran-Arap karışımı yeni bir askeri-sosyal sınıfın nasıl doğduğunu öğrenmektedir. İlişkilerin koptuğu en büyük askerî kırılma noktası olan ünlü Zûkâr Savaşı ise Lahmîlerin son hükümdarı Numan b. Münzir’in Sâsânî şahı tarafından öldürülmesiyle patlak veren, Sâsânî düzenli ordusunun çöl kabilelerinin gerilla taktikleri karşısında uğradığı ilk büyük ve psikolojik yenilgi olarak detaylandırılmaktadır.

Eserin son kısımlarında ise İslamiyet'in doğuşuyla birlikte değişen dengeler, Hz. Peygamber’in Sâsânî sarayına gönderdiği davet mektubunun yankıları ve ardından gelen planlı fetih hareketleri incelenmektedir. Sâsânîlerinyüzyıllardır süren Bizans savaşları ve iç taht kavgaları nedeniyle askeri olarak nasıl yıprandığı; nihayetinde Kadisiye Savaşı ve imparatorluk kalbi olan başkent Tısfûn’undüşüşüyle devasa bir sistemin nasıl çöktüğü eleştirel bir yöntemle değerlendirilmektedir.

Bölgedeki bu siyasi ve askeri münasebetlerin doğru anlaşılması, dönemin kronolojik sınırlarını aşan köklü bir tarihî sürekliliği daha berrak bir perspektifle değerlendirmemize olanak sağlamaktadır. Dolayısıyla İslam öncesi dönemin çok aktörlü yapısını abartıdan uzak bir şekilde ele alan bu eser, kaynak temelli yaklaşımıyla bilimsel güvenilirliğini ortaya koymaktadır.

Kitabı okurken dikkatimi çeken en önemli unsur, İslam öncesi dönemin oldukça karmaşık ve çok aktörlü yapısının hiçbir abartıya kaçılmadan bilimsel bir sadelikle aktarılmış olmasıdır. Abartılı anlatımlardan uzak durularak oluşturulan  bu duru üslup, okuyucunun dönemin siyasi ve tarihî gelişmelerini daha sağlıklı kavramasına katkı sağlamaktadır.

Netice itibarıyla eser, Sâsânî-Arap ilişkilerini çok yönlü bir perspektifle ele alarak hem İslam öncesi Arap tarihi hem de Sâsânî siyasi tarihi alanına önemli katkılar sunmaktadır. Prof. Dr. Taner Yıldırım hocamızın bilimsel ciddiyetle hazırladığı bu araştırma, yalnızca ilgili dönemi anlamak isteyenler için değil, günümüz Ortadoğu’sunun tarihî arka planını kavramak isteyen okuyucular için de önemli bir başvuru eseri olmuştur.

Bu kıymetli çalışmayı bizlerle buluşturan Prof. Dr. Taner Yıldırım hocamıza teşekkür ediyorum.

 

Yazarın Diğer Yazıları