Tuba Rahmet Ekinci

Osmanlı'da Gazetenin Doğuşu: Takvim-i Vekayi

Tuba Rahmet Ekinci

Osmanlı Devleti’nin ilk resmi sesi olan Takvîm-i Vekāyi sadece haberin değil; devlet ile halk arasındaki yeni bir yazılı diyalog devrinin kapısını aralamıştır."

İLK RESMİ GAZETE VE BASININ TEŞEKKÜLÜ

Osmanlı Devleti’nde haberlerin artık sadece dilden dile gezmeyip bir kağıda basılarak halka ulaşması, 1 Kasım 1831’de yayımlanan Takvîm-i Vekāyi ile başlamıştır. Bu gazete sadece bir haber bülteni değil, devletin yeniliklerini ve kararlarını halkına resmi bir dille ilan ettiği en önemli vasıtasıydı.

II. Mahmud döneminin bu büyük adımı, devletin doğrudan kontrolü altında atılmıştı. Gazetenin ilk sayısındaki "mukaddime" yani önsöz kısmına baktığımızda; asıl amacın devlet işlerini halka doğruca anlatmak ve uydurma haberlerin (şayiaların) önüne geçmek olduğunu görürüz.

Bu gazete, devlet ile halk arasında kurulan yepyeni bir bağın simgesiydi. Başlarda haftada bir çıkan bu mevkute, devletin resmi görüşünü yansıttığı için o dönemde özellikle devlet memurları ve okumuş kesim tarafından çok büyük bir ilgiyle takip edilmiştir.

Gazetenin içeriğine baktığımızda; kimlerin hangi göreve atandığı, madalya törenleri, ordudaki gelişmeler ve padişahın seyahatleri gibi konuları görürüz. Bu metinler yazılırken devletin ağırlığını hissettiren oldukça ciddi ve kurallı bir dil kullanılırdı.

Özellikle metinlerde "vaki olan" yani gerçekleşen olaylar anlatılırken veya "mümaileyh" diye hitap edilen kişilerden bahsedilirken, o dönemdeki devlet adabına uygun şekilde çok titiz bir üslup tercih edilirdi. Bu, Osmanlı devlet geleneğinin kağıt üzerine yansıyan haliydi.

Gazetenin bir diğer özelliği ise sadece Türkçe değil; Fransızca, Rumca, Ermenice ve Arapça gibi dillerde de basılmasıydı. Bu sayede devlet, imparatorluk sınırları içindeki farklı dilleri konuşan her bir vatandaşına birinci elden ulaşıp onlarla iletişim kurabiliyordu.

Takvîm-i Vekāyi’nin yayımlanmasıyla birlikte, mahalle kahvelerinde kulaktan kulağa yayılan haberleşme tarzı yavaş yavaş değişti. Haber artık sadece birinden duyduğunuz bir söz değil, devletin matbaasından çıkan ve "vaka-nüvis" titizliğiyle kaydedilen resmi bir belge haline dönüştü.

Bu ilk gazete, kendisinden sonra gelecek olan tüm özel gazetelerin ve fikir yazılarının temelini oluşturmuştur. Osmanlı’da okuma yazma kültürünün artmasına ve halkın dünyadaki gelişmelerden haberdar olmasına öncülük eden bu eser, Türk basın tarihinin en önemli köşe taşıdır.

Gazetenin yayım sürecine dair teknik ayrıntılar da en az içeriği kadar ilgi çekicidir. Bizzat "Takvîm-i VekāyiMatbaası"nda basılan gazete, o dönemde 5.000 adet civarında tiraja sahipti ve yıllık abonelik sistemiyle dağıtılır; her bir kelimenin devlet vakarına uygunluğu "mushihler" tarafından büyük bir titizlikle denetlenirdi.

Şahsi kanaatimce, Takvîm-i Vekāyi’yi sadece teknik bir basın olayı olarak görmek eksik bir bakış açısıdır. Aslında bu gazete, Osmanlı zihnindeki "tebaa" kavramının yavaş yavaş "kamuoyu" olma yolunda attığı ilk zorunlu ama devasa adımdır; zira devlet, ilk kez kendi yapıp ettiklerini bir "metin" üzerinden halkın idrakine sunma ihtiyacı hissetmiştir.

Tarihin bu ilk yazılı adımları, bugün Haberayrıntı üzerinden sizlere ulaştırdığımız yazılı kültürün de temelini oluşturur. 1831'deki o resmi ciddiyet, günümüzün hızla değişen dünyasında ayrıntıların ve doğruluğun ne kadar kıymetli olduğunu bizlere hatırlatmaya devam etmektedir.

Gelecek haftalarda yeni yazılarda buluşmak dileğiyle.

Yazarın Diğer Yazıları