Tuba Rahmet Ekinci

KALEMİN VE FİKRİN KADINLARI: OSMANLI'DA KADIN BASINININ ÖNCÜ İSİMLERİ

Tuba Rahmet Ekinci

Osmanlı İmparatorluğu’nda 19. yüzyılın son dönemi ile 20. yüzyılın başlarında toplumsal hayatta değişimler yaşanmaya başladı. Bu değişimin önemli bir parçası da yazı hayatına adım atan kadın yazarlardı. O döneme kadar kamusal alanda yer bulamayan kadınlar, yazdıkları yazılarla hem edebiyata katkı sağladı hem de toplumsal konuları ele aldı. Arşiv belgeleri, bu yazarların dönemin şartları içinde önemli bir fikir çalışması yürüttüğünü göstermektedir.

Bu sürecin önemli isimlerinden biri Fatma Aliye Hanım'dır. Dönem arşivlerinde kadınların eğitimi ve toplumsal konumu üzerine yapılan tartışmalar görülmektedir. Fatma Aliye Hanım, yazdığı romanlar ve makalelerle kadın hakları ve eğitimi konusunda fikirler öne sürmüştür. Yazdığı eserler, dönemin aydınları arasında tartışılmıştır.

Osmanlı'da süreli yayınların gelişmesinde; 1869 yılında Terakki gazetesinin kadınlara yönelik eki olarak yayımlanan Terakki-i Muhadderat, kadınlar tarafından çıkarılan ilk kadın dergisi kabul edilen 1886 tarihli Şükûfezar ve 1895 yılında hayata geçirilen Hanımlara Mahsus Gazete önemli bir yer tutmaktadır. Bu yayınlar arasında özellikle Hanımlara Mahsus Gazete basında geniş bir etki yaratmıştır; bu gazetede Makbule Leman başta olmak üzere birçok kadın yazar yazılar kaleme almıştır. Arşivdeki sayfalarda gazetenin sadece ev işleri veya moda içermediği, aynı zamanda sağlık, eğitim ve yurt dışındaki gelişmeler hakkında yazılara yer verdiği görülmektedir. Makbule Leman, kadının eğitim almasının önemini savunmuştur.

Bu yayınlar farklı şehirlerde de okuyucu bulmuştur. Emine Semiye Hanım’ın farklı dergilerde yayımlanan yazıları, kadınların çalışma yaşamına katılmasının önemini savunmuştur. Semiye, kaleme aldığı metinlerde kadınların toplumsal üretime katkı sunmasının önemini belirtmiştir.

Arşivlerde yer alan okur mektupları, bu dergilerin farklı şehirlerdeki kadınlar tarafından okunduğunu ve kadınların eğitim, aile ile toplumsal yaşam konularındaki görüşlerini paylaştıklarını göstermektedir. Bu durum, dergilerin bilgi aktaran birer kaynak olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu dönemdeki yazınsal çalışmalar, dönemin bazı çevreleri tarafından eleştirilmiştir. Arşivdeki kayıtlar, kadın yazarların çeşitli zorluklarla karşılaştığını göstermektedir. Dönemin genel basın sansürü kadın yayınlarını da etkilemiştir; bazı yazarlar düşüncelerini duyurmak için farklı yöntemler kullanmıştır.

Yaşanan bu zorluklara rağmen kadın yazarlar yazmaya devam etmiştir. Meşrutiyet sonrasında kurulan bazı cemiyetler, basın faaliyetlerini sürdürmüştür. Arşiv belgelerinde bu yapıların çıkardığı bültenlerin kadınların sesini duyurmasında etkili olduğu görülmektedir.

19.yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında kaleme alınan bu yazılar, kadın hakları tartışmalarının gelişiminde önemli bir yere sahiptir. Fatma Aliye, Makbule Leman ve Emine Semiye gibi isimlerin çalışmaları, dönem içindeki dönüşüm sürecini yansıtmaktadır. Bu yazarların bıraktığı metinler tarihe kaynaklık etmektedir.

Osmanlı kadınlarının basın alanındaki çalışmaları, tarihin farklı yönlerini incelemek için önem taşımaktadır. Bu dönemdeki yazılar, eğitim ve toplumsal yaşam üzerine yapılan düşünce çalışmalarının bir parçasını oluşturmaktadır.

24 Temmuz Basın Bayramı dolayısıyla, Osmanlı kadın basınının öncü isimlerini saygıyla anıyoruz

 

Yazarın Diğer Yazıları