Tuba Rahmet Ekinci

Elazığ 'da Nilhan Osmanoğlu Perspektifiyle Osmanlı Mirası

Tuba Rahmet Ekinci

Elazığ’da gerçekleşen söyleşi, yalnızca bir konferans değil; mâzi ile istikbâl arasında kurulan zarif bir köprüydü. Nilhan Osmanoğlu Hanımefendi, Sultan Abdülhamid II’nin 6. kuşak torunu ve Osmanlı hanedanının günümüzdeki temsilcisi olarak Ramazan ayı kapsamında düzenlenen “Ramazan Birlikte Güzel” etkinliği çerçevesinde Elazığ’a geldi. Vakur, ölçülü ve nezaket dolu hitabı, Osmanlı kültürü, sosyal değerleri ve adâbı bugüne taşıyan anlatımıyla izleyici üzerinde kalıcı bir izlenim bıraktı.

Hanımefendi, Sultan II. Abdülhamid’in Filistin meselesine yaklaşımını detaylı bir şekilde ele aldı. Abdülhamid’in bu mesele nedeniyle ödediği ağır bedeller ve saltanatını kaybetmesi, tarihî olayların yalnızca diplomatik veya askeri boyutlardan ibaret olmadığını, devlet yönetimi ile ümmet hassasiyetinin kesişiminde şekillendiğini ortaya koyuyor.

Söyleşide ayrıca boykot ve yerli üretim hassasiyeti kendi hayat pratiği üzerinden ele alındı. Nilhan Hanımefendi, çocuklarına zararlı olduğunu düşündüğü ürünleri tercih etmediğini; bunun yerine geleneksel ve sağlıklı alternatifler üreterek hem aile içinde hem de bulunduğu çevrede bu bilinci yaymaya çalıştığını ifade etti. Bu yaklaşım, kültürel değerlerin yalnızca tarihsel bir anlatı olarak değil, bilinçli tercihlerle sürdürülebileceğini gösteren güncel bir örnek niteliğindeydi.

“Pür İhtimam” adlı eser üzerinden misafir ağırlama geleneği, “diş kirası” uygulaması ve çocukların cami terbiyesi ele alındı. Hanımefendi, tüm bunların bir adâb çerçevesinde aktarılmasının önemine dikkat çekti. Eğitimin yalnızca okulla sınırlı olmadığını, aile ve toplum işbirliği ile şekillendiğini vurgulaması, tarihî bilgi ile sosyal analiz arasında bir köprü kuruyor.

Ramazan geleneği, teravihler ve kadınların ibadet alanları üzerine yapılan gözlemler, Osmanlı dönemindeki mekân düzenlemelerinin toplumsal işlevi hakkında önemli ipuçları sunuyor. Üsküdar’da kadınlara mahsus ibadet alanlarının bulunması ve günümüzde benzer düzenlemelerin yapılabileceği önerisi, tarihî mirasın bugüne taşınması açısından dikkate değer.

Söyleşi boyunca Nilhan Osmanoğlu’nun hitabı, tarihî anlatıyı yalnızca geçmişin aktarımı seviyesinde bırakmayıp, sosyal ve kültürel değerlerin korunması ve aktarılması yönünde rehber niteliği kazandırdı. Katılımcılar, Osmanlı tarihini kronolojik bir geçmiş olarak değil, yaşanan ve aktarılan bir miras olarak deneyimledi.

Etkinlik, tarih bilincinin ve kültürel mirasın aktarımının akademik tartışmaların ötesinde toplum tarafından da yaşatılabileceğini gösteriyor. Nilhan Osmanoğlu’nun perspektifi, Osmanlı mirasının günümüzde de önemini ve toplumsal belleğin tarihî bilgi ile kültürel değerlerin birlikte aktarılmasıyla güçlendiğini ortaya koyuyor. Tarih, salt geçmişi hatırlamak değil; bugünü anlamlandıran ve geleceğe ışık tutan bir disiplindir.

Sevgiyle kalın

 

Yazarın Diğer Yazıları