Oldukça sıcak geçen yaz mevsiminde ülke siyasetinde ciddi bir hareketlilik ve sıcaklık yaşanıyor.
Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, verdiği ani bir kararla siyaseti bırakma ve Gelecek Partisini kapatma kararı aldı.
Partinin dört milletvekili Yeni Yol çatısı altında ancak bağımsız milletvekili olarak görevlerini sürdürecekler.
Yeni Yol grubunun düşmemesi adına olacak ki Gelecek Parti’nin milletvekilleri bu çatı altında kalma teklifini Davutoğlu’nun da icazetiyle kabul ettiler.
Davutoğlu bu günden sonra bir düşünce kuruluşu kurar ve görüşlerini bu merkezden mi verir yoksa Abdullatif Şener misali Yeni Parti’den milletvekili olup meclise yeniden girmeyi mi düşünür bilemeyiz ama bildiğimiz şu ki Türk siyaset tarihi kendisine Başbakanlık gibi rüyasında göremeyeceği koltuğu bahşeden liderine ihanet etmiş ve bu hırsla siyaset yapmaya kalkmış ancak müstakilen halkta hiçbir karşılığı olmayan siyasi bir mevta olarak tarihteki yerini alacaktır.
Özgür Özel’in kurduğu Yeni Parti’den sonra birçok CHP’li bu partiye katıldı ve Kılıçdaroğlu’nun deyimiyle CHP bir arınma dönemine girdi.
Çoğunluk Yeni Parti’ye geçerken CHP’de kalan ve arınma bayrağını açan isimlere de yeni CHP’de çok güvenilmediğini gördük. Bunun en somut örneği CHP'de Grup Başkanlığı seçimi oldu.
Yargının verdiği "mutlak butlan" kararı sonrası genel başkanlığa atanan Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminde gerçekleştirilen Grup Başkanlığı seçiminde, ilimiz milletvekili Gürsel Erol'un ilk turda 19 oy alarak önde tamamlaması ve ardından genel merkezin müdahalesiyle adaylıktan çekilmesi, parti içinde yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
39 milletvekilinin katıldığı Grup Başkanlığı seçiminde ilk turda 19 oy alarak açık ara önde tamamlayan Gürsel Erol'un, üçüncü tur öncesinde genel merkezin müdahalesi sonucunda adaylıktan çekilmek zorunda kalması, partinin ne kadar demokratik (?) olduğu tartışmasını da beraberinde getirdi. Gürsel Erol’a yapılan bu uygulamanın parti içinde yeni bir ayrışmanın da işaret fişeği olarak görmek mümkün.
CHP’de hem Kemal Kılıçdaroğlu hem de Özgür Özel’in neden Gürsel Erol’dan çekindiğini ve hak ettiği bir göreve getirmediklerinin cevabı aslında çok belli. Zira Gürsel Erol, tabanda oldukça sevilen, kamuoyunda ve anketlerde en başarılı milletvekili olarak değişik platformlarda öne çıkan, liderlik potansiyeli yüksek, hitabeti ve farklı kesimleri kucaklayan ve ötekileştirmeyen söylemleri ile partide potansiyel bir lider olarak görülüyor. Tüm bu özellikleri bünyesinde bulundurduğu için liderler kendileri için Gürsel Erol’u tehdit görüyorlar.
Böylesi bir durumda ise siyasette; “ya yol aç, ya yol ver ya da yoldan çekil” yöntemi gereği geçit verilmeyende yapılacak tek şey kendi siyasi mücadelesini önce genel başkanlık yarışına girmek, burada bir engel oluştuğunda da kendisine yeni bir yön çizmektir.
Gürsel Erol, hem ilimiz hem de Türk siyaseti açısından önemli bir figürdür. Bugün önünün kesilmesine yönelik atraksiyonlar yapılsa da siyasette su, arkını eninde sonunda bulur ve yatağına ulaşılır.
Nitekim yukarıda bahsettiğim bu sebebe istinaden parti kulislerinde uzun süredir konuşulan bir diğer konu ise Gürsel Erol'un yapılacak kurultayda CHP Genel Başkanlığı için aday olacağı iddiası gündeme düştü.Erol'un seçim sürecinde aldığı 19 oy, parti içindeki muhalif kanadın ne kadar güçlü olduğunu gösterdi. Bu durum, Erol'u kurultayda genel başkanlık yarışına teşvik eden en önemli faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.
Siyasetin en önemli gündem maddelerinden biri de başta İzmir Büyükşehir Belediyesi olmak üzere birçok CHP’li Belediye Başkanının Ak Parti’ye geçecek olması. Bu geçişlerin asıl sebebi hem CHP hem de Yeni Partiye güvenmemek mi yoksa olası yolsuzluk operasyonlarından kaçmak mı onu da önümüzdeki günlerde hep birlikte izleyeceğiz!