Çerçeve yasanın Meclise sevk edilmesinin ardından “Terörsüz Türkiye” sürecinde yeni bir döneme girdik.
“Önce Ülkem, sonra partim” diyerek ülkemizi çok kez kritik tehdit eşiklerinden kurtaran MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin başlattığı ve PKK’nın silah bırakması ve tasfiyesi için gereken yasal düzenlemede son aşamaya gelindi. Yasanın önümüzdeki hafta içinde Meclis’e sunulması bekleniyor.
Aslında bu yasa, ülkemiz ve bölge üzerinde kirli emelleri olan çevreleri ciddi rahatsız eden bir adım. Yasa Terörsüz bir Türkiye’yi hedeflemekle birlikte bölgesel bir strateji ve vizyonu da kapsıyor.
Yasa da yüzyıllardan beri kardeşçe yaşadığımız ancak son 50 yılda atılan fitne tohumlarıyla ayrıştırılmaya çalışılan Türk-Kürt kardeşliğinin yeniden inşası ve tarihi fırsatların kazanıma dönüştürülmesi çabası var.
Bu yasal düzenlemenin arkasında Türkiye’nin terör illetiyle uğraşmaktan yorgun düşen halinden kurtulup yeniden ayağa kalkma gayreti var. Eğer bir 50 yıllık sorunu çözmeyi başarırsak başka bir Türkiye ve başka bir Ortadoğu olacak. Türkiye’nin küresel güç olma yürüyüşü başlayacak.
Bu kutlu yürüyüşün çok kolay olmayacağını biliyoruz. Zira Ortadoğudaki emellerine PKK ile ulaşmak isteyen ve yıllarca bu örgütü besleyerek aparatı olarak kullanan ülkelerin bu süreci eli kolu bağlı olarak izleyeceklerini sanmak oldukça saflık olur.
Örgüte başından beri destek veren; İsrail, ABD, Almanya, İngiltere, Rusya hatta İran ile bu ülkelerin DEAŞ gibi yedek yapılanmalarının bu sürece elbette direneceklerini ve sabote edeceklerini biliyoruz.
Bunun en son örneği de Karakoçan’da yaşanmadı mı? Festival kapsamında düzenlenen bir konserde birkaç kendini bilmezin açtığı terör örgütü paçavrası bunun göstergesidir.
Festivallerin genel ve kontrolsüz havası içinde açılan bu paçavrayı, elbette ki Elazığ’ın hatta Karakoçan’ın genel tavrı olarak görmek ve böyle yorumlamak çok doğru olmaz. Yapılan provokatif eylemler, ferdi olmaktan ziyade küresel istihbarat örgütlerinin süreci sabote etmeye yönelik gayretlerinin bir tezahürü olabilir.
Bu sürecin kolay olmayacağını söyledik. Bu tür provokasyonlara da hazırlıklı olmalıyız. Ancak bu tür gayret ve çırpınışlar, sürece olumsuz etki edemeyecek nafile gayretlerdir.
Türkiye’yi 50 yıldan beri yıpratan ve maddi manevi önemli kayıplar yaşatan sürecin sonlandırılmasının önüne bu kez hiç kimse geçmemeli. Geçmeye tevessül eden güçlerin başı anında ezilmeli.
Geçmişimizi de şehitlerimizi de unutmadık, unutamayız. Kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz. Devlet aklı, ağır ama doğru ve kararlılıkla işler. Devlet, günübirlik ve an, kararlar vermez ama günün sonunda devlet, milletine kazandıracak ciddi, vakur ve doğru adımları atar!