Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul baskını ve katliamlar, toplumsal olarak nerelere savrulduğumuzun çok açık bir göstergesi.
Düne kadar eğitimin kalitesini ve öğrencilerin başarısını nasıl yükseltebiliriz diye kafa yoran Milli Eğitim Bakanlığı, şimdilerde okullarda güvenliği nasıl sağlarım ve bu tür olayları nasıl önlerim derdine ve gailesine düşmüş durumda.
Yaşanan olayları bir öğrencinin ferdi ve fevri bir eylemi ve katliamı olarak düşünmek, olayın özüne inmemek demektir.
Bu olaylarda fail öğrenciler kadar, bu olayı bahane edip iş bırakma eylemi yapan öğretmenler, okul idarecileri ve en çok da anne babalar sorumludur. Kimse topu o çocuğa yükleme kolaycılığına kaçmasın.
Bir çocuğun hayata hazırlanması ve saygın bir mesleğe sahip olmasına harcanan emek ve para kadar, bu çocuğun erdemli bir vatandaş olmasına yönelik ne yazık ki yeterli özeni göstermiyoruz.
Çocuğumuzun doktor olmasını istiyoruz ama bu doktorun etik ve ahlaki değerlere bağlı biri olması konusunda çok da özen göstermiyoruz.
Bu konuda en önemli açıklama ve uyarıyı MHP lideri Devlet Bahçeli yaptı.
MHP lideri Devlet Bahçeli, "Dün Şanlıurfa'da, bugün ise Kahramanmaraş'ta yaşanan elim hadiselerin; sığ, yüzeysel ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilemeyeceği açıktır. Bu vahim gelişmelerin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plan dinamikleriyle birlikte serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması, hakikatin tam manasıyla ortaya çıkarılması açısından zaruri bir mecburiyettir. Unutulmamalıdır ki insan, biyolojik varlığının yanı sıra kültürel ve millî değerlerle yoğrulan bir şahsiyettir. Dijitalleşme bu değerleri aşındırdığında, toplumsal dokuyu hedef alıp zayıflattığında, böylesi trajediler kaçınılmaz hâle gelmektedir." diyerek herkese ve her kesime ayna tuttu.
Bahçeli’nin dile getirdiği gibi asıl suçlu tüm kurumlarımız, okullarımız, öğretmenlerimiz ve çocuklarına her alanda özgürlük sağlayan anne babalardır.
Dijitalleşmenin yaygınlaştığı, iki yaşındaki bir çocuğun eline tablet verip sorumluktan kaçınmayı önceleyen anne de katliam yapan çocuk kadar suçludur.
Çocuğuna sınır koyamayan ve bunları takip etmeyen baba da en az katiller kadar sorumludur.
Artık herkes, her kurum ve özellikle anne babalar tüm gelecek hesap ve planlarını askıya alıp çocuklarına özen göstermeli, onları dinlemeli, onlarla konuşmalı ve arkadaş olmalıdır.
Biz çocuklarımıza böyle yaklaşmadığımız sürece, onlar internet ortamında şiddet, mafya, sanal kumar, sanal zorbalık, suçun özendirilmesi gibi içeriklere muhatap kalacak ve günün birinde elinde silahla, tıpkı izlediği oyunlarda olduğu gibi etrafına kontrolsüz ateş açıp katliam yapacak bir gence dönüşecektir.