Serkan GÜRTÜRK

Bu Ramazan Mazlum Coğrafyaları Unutmayalım

Serkan GÜRTÜRK

On bir ayın sultanı Ramazan ayına ulaşmanın manevi huzurunu yaşıyoruz.  Bizler neşe ve manevi mutluluk içinde Ramazanı eda edip bin bir türlü nimetlerle iftar ve sahur yaparken, Gazze ve Doğu Türkistan’daki Uygur Türkleri başta olmak üzere birçok coğrafyada Müslümanlar zulüm görüyor ve ramazanı gereği gibi yaşayamıyorlar.

Her ramazan ayı geldiğinde başta kamu kurumları, STK’lar, siyasi partiler ve daha birçok kurum, kendi müntesip ve muhibbilerine görkemli iftar programları düzenliyorlar. Ve ilginçtir bu programlar hep aynı kişilerin katılımlarıyla sürüyor.

İsrafın, gösterişin ve şatafatın kol gezdiği bu tür iftar programlarının bu yılki adresi Gazze ve Doğu Türkistan olmalı. Her iki bölgede etkin çalışmalar yapan ve öteden beri kamuoyunun güvenini kazanmış vakıf ve dernekler aracılığı ile bu yardımları ulaştırmak çok kolay.

Bu yıl Gazze Han Yunus şehriyle kardeş olan Elazığ Belediyesi, bu kentteki enkaz kaldırma çalışmaları yanında ilimizdeki STK temsilcileriyle ortaklaşa 29 gün sürecek Ramazan ayında iftar yemeğini de üstlenmiş durumdalar. Hatta ilk iftar yemeğini Sumud gönüllüsü yürek ve dava adamı Sinan Akılotu Hocamız, kendi köyü olan Şüşnaz sakinlerinden toplayarak gönderdi bile. Rabbim Şüşnaz halkının ve Sinan hocamızın hayrını kabul etsin

Her günün 1000 kişilik iftar bedeli olarak 4 bin dolar belirlenmiş. Özellikle STK’lar ve kurumsal oluşumlar için çok yüksek bir bedel değil.

Duyduğumuz o ki her bir resmi kurum ve STK kendi içinde bir günlük iftar bedelini toparlayıp Gazze göndermenin tatlı telaşına girmişler.

Ramazan ayının rahmet iklimi hayırda yarışmayı da getiriyor. Ramazan ayında zekat vermek, bağışta bulunmak gibi güzel bir geleneğimiz var. Ve bu ramazanda Gazze’deki mazlum çocuklara, kadın ve erkeklere iftar açtırmanın sevabı her zaman ve herkese nasip olmaz.

Elbette şehrimizdeki muhtaç insanları da göreceğiz, elbette yardımlarımıza en yakınımızdan başlayacağız ama Gazze’deki iftara katkıda bulunmak gibi bir nasip önümüze gelmişse de bunu kaçırmamak lazım gelir diye düşünüyorum.

Türlü zenginlikler ve nimetler içinde ramazan geçirmek ve iftarda ne yeneceğinin hesabını yapıp bunu gerçekleştirmek bizlere sunulan en büyük nimet. Bunun şükrü ise bu nimetleri paylaşmak, birilerinin mutluluğuna vesile olmak ve bunun manevi hazzını yaşamaktır.

Bugün bizde olan ve çalışıp elde etmekle övündüğümüz maddi zenginliklerimiz bir gün elimizden gidebilir. Ya da yarınlarda bu dünyadan göç edip gideceğiz. Bize kalan ve bizimle öteki âleme gelecek olan ise yaptığımız iyilikler ve mazlumlara yardımlarımızdır.

Ramazan da bizlere böyle ve kaçırılmayacak bir fırsat sunuyor. Umarız kamu kurumlarımız, yöneticilerimiz, STK’larımız, hemşeri derneklerimiz bu yıl iftar programlarını bu çerçevede ele alır ve hayata geçirirler.

 

Yazarın Diğer Yazıları