Basın mensuplarına TOKİ eliyle basın konut sitesi yapılmasıyla ilgili Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti olarak talebimiz, geçtiğimiz yıllarda hem Bakanımız Sayın Murat Kurum’a hem de siyasilerimize iletilmişti.
2020 yılında önceki dönem FHGC yönetimi tarafından başlatılan bu süreç, bizlerin göreve gelmesiyle de devam etmiş ve gerek Ankara’da gerekse ilimizde yaptığımız görüşmelerle konunun önemine ve aciliyetine dikkat çekmiştik.
Zor şartlar altında görev yapan basın mensubu arkadaşlarımızın sıcak bir yuvaya kavuşmasına yönelik bu gayretimiz ve çalışmalarımız, ne yazık ki şu ana kadar olumlu bir sürece girmedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a geçtiğimiz yıllarda ilimiz milletvekilleriyle birlikte konuyu ilettiğimizde, “öncelik hak sahiplerinin konutları” gerekçesini ortaya koymuş; bizler de bu gerekçenin haklılığına inanarak talebimizin uygun zamanda karşılanmasını istemiştik.
O tarihten bugüne yaklaşık üç yıl geçti. TOKİ, ilimizde 30 bine yakın konut yaptı. Bununla birlikte halkımıza yönelik sosyal konut projeleri açıkladı.
Geçtiğimiz 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde de milletvekillerimiz konuyu dile getirmekle birlikte, herhangi bir yol alamadıklarını itiraf ettiler.
Gelinen noktada Elazığ basın camiasında bulunan 250 çalışanımıza hâlâ müjdeli bir haber veremedik.
İlimizde 30 bin, ülkemizde bir milyona yakın konut yaparak hak sahiplerine teslim eden güçlü ve köklü bir kurum olan TOKİ’nin, aynı şartlarda basın mensuplarına 250 konut yapamayacak olması makul bir gerekçe ve savunma olamaz.
Bu konuyu güçlü bir şekilde yeniden dile getiren Kent Konseyi ve EBMC Başkanı Nafiz Koca’nın, Kanal Fırat Televizyonu’nda Furkan Dilaver’in programında ifade ettiği gibi sorun, siyasilerimizin ilgisizliği ve duyarsızlığı sorunudur.
Oysa çok zor ve karşılanması güç bir talep değildi. TOKİ, kendi şartları ve kuralları çerçevesinde ve diğer ödeme planlarıyla aynı olmak şartıyla 250 konut yapacaktı.
Konut yapmada ve bunu zamanında yetiştirmede uzman olan TOKİ’nin bundan kaçınacağını sanmıyoruz. Öyleyse asıl mesele, bizim bu talebimizin etkili bir şekilde Bakan beye ulaştırılamaması; ulaştırılsa bile ısrarcı ve takipçi olunamamasıdır.
Bu sorun, her 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü programı öncesi Bakanı arayarak, cevap verilmeyince de bunu itiraf edip bir dahaki 10 Ocak programını beklemekle çözülmez.
Aslında herhangi bir özel bütçe, yatırım ve planlama gerektirmeyen bu basit problem, siyasilerimizin yakın takibi ve ısrarları ile çözülebilir. Ve yine bu konu ve sorun, sadece AK Partili vekillerimizin değil; CHP ve MHP milletvekillerimizin de sorunudur.