Öğretmen Büşra Berk Demirtaşoğlu

Kendini Tanımak Yerine Maskeleyenler

Öğretmen Büşra Berk Demirtaşoğlu

İnsan, kendini tanımaya en yakın varlık gibi görünür. Sonuçta her düşüncesine, her korkusuna, her arzusuna içeriden tanıklık eden yine kendisidir. Ama paradoks tam da burada başlar: İnsan çoğu zaman kendine en yakın olduğu kadar, kendine en yabancı olandır.

Hayat boyunca birçok kişi “Ben buyum” cümlesini büyük bir kesinlikle kurar. Kimi kendini güçlü, kimi fedakâr, kimi duygusal, kimi mantıklı olarak tanımlar. Fakat bu tanımlar ne kadarının içsel keşfin ürünü, ne kadarı ise toplumun alkışladığı sıfatların bir toplamıdır? Belki de çoğu insan, kendi benliğini anlamaya çalışmak yerine, hoşuna giden ya da kabul gören sıfatları seçerek bir kimlik inşa eder. Ardından bu kimliğe sıkı sıkıya tutunur.

Çünkü kendini tanımak kolay değildir. İnsan kendi karanlık taraflarıyla yüzleşmek istemez. Bencilliğini kabul etmek yerine fedakârlık maskesi takabilir; korkularını görmek yerine cesaret rolü oynayabilir; kırılganlığını saklamak için sert bir karaktere bürünebilir. Böylece kişi, gerçek benliğini keşfetmek yerine, toplum içinde daha rahat kabul görecek bir “ben” yaratır. Zamanla o maske o kadar alışıldık hâle gelir ki, kişi kendi yüzünü unutur.

Oysa kimlik, birkaç sıfattan ibaret değildir. İnsan yalnızca “iyi”, “güçlü”, “başarılı” ya da “duyarlı” değildir. Her birey çelişkilerden, eksiklerden, korkulardan, tutkular ve yaralardan oluşur. Gerçek benlik; insanın yalnızca övündüğü yönlerinde değil, saklamaya çalıştığı taraflarında da gizlidir. Kendini tanımak, kusursuz bir portre çizmek değil; aynaya tüm çıplaklığıyla bakabilmektir.

Modern çağ ise maskeleri daha da cazip hâle getirmiştir. Sosyal medya, insanlara olmak istedikleri kişiyi sergileme fırsatı verirken, kim olduklarını sorgulama ihtiyacını çoğu zaman geri plana iter. İnsanlar mutlu görünür, başarılı görünür, özgüvenli görünür. Fakat “görünmek” ile “olmak” arasındaki fark giderek büyür. Alkış alan kimlikler çoğalırken, sessiz iç hesaplaşmalar azalır.

Belki de asıl cesaret, “Ben kimim?” sorusuna hızlı cevaplar vermek değil; bu sorunun içinde uzun süre kalabilmektir. Kendini tanımak, bazen hayran olunan sıfatları bir kenara bırakıp eksiklerle, korkularla ve çelişkilerle yüzleşmeyi gerektirir. Çünkü insan, kendini anlatırken kullandığı kelimeler kadar değil; yalnız kaldığında ortaya çıkan hakikati kadar kendisidir.

Bugün birçok insan kendini tanımak yerine

kendini maskelemeyi seçiyor. Çünkü maske, sorgulamaktan daha kolay; rol yapmak, yüzleşmekten daha güvenli geliyor. Ama unutulmamalıdır ki, insan kendine yabancılaştıkça dışarıda kurduğu tüm kimlikler yalnızca geçici birer kabuktan ibaret kalır. Gerçek özgürlük ise, o kabukları kırıp kendi benliğine dürüstçe bakabildiği anda başlar.

İyisi mi haydi kalk ve aynaya bakmaya başla...

 

Yazarın Diğer Yazıları