Yeni Nesil Suç Örgütleri
Galip Önlü
Değerli arkadaşlar bugün Türkiye’de son döneç çete yapılanma çarkının nasıl döndüğünü, sistemin mekanizmasını ve nasıl önlemler alınmasının gerekliliğini vurgulamaya çalışacağım.
Türkiye’de suç artık bir asayiş meselesi değil; dijitalleşmiş, taşeronlaşmış ve holdingleşmiş devasa bir finans endüstrisi haline gelmiştir. Bugün sokakları barut kokusuna boğan Daltonlar, Casperlar ya da Redkitler gibi yapılar, bu milyar dolarlık suç holdinglerinin sadece sokaktaki "harcanabilir" saha işçileridir. Asıl çark, legal ile illegal arasındaki çizginin sıfırlandığı görünmez bir mekanizmayla dönüyor.
1. Çark Nasıl Dönüyor? (Sistemin Mekanizması)
Açıkçası bu çarkın ve sistemin en büyük yakıtı illegal bahis ve uyuşturucu parasıdır. Bu devasa kirli para, radara takılmamak için mahalle aralarındaki öğrencilerin ya da işsiz gençlerin banka ve Papara hesapları aylık 5-10 bin liraya kiralanarak sisteme sokulur. Toplanan paralar anında kripto varlıklara çevrilerek saniyeler içinde yurt dışındaki baronların dijital cüzdanlarına aktarılır. İngiltere’de, İtalya’da ya da Gürcistan’da oturan bir baron, tek bir tuşla İstanbul’un varoşlarındaki çetelere suikast bütçesi gönderebilir hale gelir. Para tamamen izsiz ve dijitaldir.
2. Taşeron Çeteler ve Güncel Vaziyet
Bugün yeraltında eski usul hiyerarşi bitti, taşeronluk savaşı başladı.
Daltonlar ve Casperlar Savaşı: Barış Boyun’un taşeronu olan Daltonlar ile their karşısında konumlanan Casperlar gibi gruplar, aslında uyuşturucu hatlarının lojistiğini ve illegal bahis pastasından pay kapma yarışını yürütüyor. Yeraltındaki bu kavga artık geleneksel bir bölge hâkimiyeti savaşı değil; tamamen uluslararası kartellerin Türkiye'deki "lojistik ve infaz temsilciliği" kapma yarışıdır. Güncel vaziyette bu yapılar, lider kadroları yurt dışına kaçsa bile içerideki hücre evleri üzerinden varlıklarını sürdürüyor. Bir çete zayıfladığı an, Balkan mafyasından ya da Avrupa ağlarından gelen yeni finansmanla Redkitler veya benzeri alt gruplar hemen boşluğu dolduruyor. Suç dünyası, sürekli kabuk değiştiren ve birbirini besleyen çok başlı bir hidraya dönüşmüş durumdadır.
Sosyal Medya ve "Kullan-At" Tetikçiler: Bu yapılar TikTok ve Instagram’ı birer insan kaynakları departmanı gibi kullanıyor. Lüks hayatlar, rap klipleri ve deste deste paralarla gözü boyanan 15-18 yaş arası çocuklara, Signal veya Telegram üzerinden hedef gösteriliyor. Altlarına plakasız birer çalıntı motor, ellerine merdiven altı üretim ruhsatsız bir otomatik silah verilip infaza gönderiliyor. Tetikçi yakalansa bile baron için hiçbir şey değişmiyor; ertesi gün dijital ağdan yenisi devşiriliyor.
Sokağı Sarsan Gerçek Çeteleşme Dosyaları: Sistemin ulaştığı profesyonel dehşeti ve sınır tanımazlığı anlamak için, emniyetin teknik takibine ve iddianamelere girmiş şu somut operasyonel gerçeklere bakmak gerekir. İlk büyük örnek, suç örgütlerinin yurt dışından sadece bir telefon talimatıyla Türkiye'de kurduğu "Motosikletli İnfaz Timleri" mekanizmasıdır. İtalya ve Gürcistan gibi ülkelerde kırmızı bültenle aranan baronların, İstanbul’un gecekondu mahallelerinden devşirdikleri 16-17 yaşındaki çocukların ellerine Kalaşnikof ve Uzi tipi otomatik silahlar vererek, sadece bir konsept veya sosyal medya meydan okuması uğruna güpegündüz lüks semtlerde insan avına çıkmasıdır. İkinci sarsıcı gerçek ise, bu çetelerin dijital dünyayı bir "suikast borsası" haline getirmesidir. Çete liderlerinin, rakip grup üyelerinin infaz videolarını sosyal medyada fon müzikleri eşliğinde birer başarı hikayesi gibi yayınlaması, tetikçilere başarılı eylemleri karşılığında milyon liralık kripto cüzdan transferleri ve lüks araçlar vaat etmesi, yeraltının ahlaki olarak da tamamen çürüdüğünün kanıtıdır. Üçüncü dehşet verici boyut ise, uluslararası karteller ile yerli çetelerin lojistik ortaklığıdır. Balkan mafyasından Güney Amerika ağlarına kadar uzanan devasa uyuşturucu baronlarının, Türkiye'deki dağıtım ve hesaplaşma işlerini tamamen bu mahalle çetelerine taşeron etmesi, sokaklarımızı küresel suç örgütlerinin canlı atış poligonuna çevirmiştir.
3. Önüne Nasıl Geçilir? (Ne Yapılması Lazım?)
Bu suikast zincirini ve çeteleşmeyi bitirmenin yolu sokakta sadece tetikçi kovalamak değildir. Çözüm radikal hukuki ve finansal darbelerden geçer:
Ruhsatsız Silaha Sıfır Tolerans: Bugün ruhsatsız silahla yakalanan biri, adli kontrolle ya da komik cezalarla ertesi gün sokağa dönüyor. Ruhsatsız silah taşımanın cezası doğrudan "terör suçu" kapsamına alınmalı, paraya çevrilemeyen ve ertelenmeyen en az 5 yıl net hapis cezası getirilmelidir.
İnfaz Yasasındaki Delikler Kapatılmalı: Ceza yasasındaki "yatarı az" denilen, denetimli serbestlik ve infaz indirimleri çeteler için sokağı cezaevinden daha cazip kılıyor. Örgütlü suçlarda ve kasten adam öldürmeye teşebbüste infaz indirimi tamamen kaldırılmalıdır.
Finansal ve Dijital Abluka: Kiralık banka hesapları üzerinden dönen transfer zinciri yapay zeka tabanlı anlık takiple bloke edilmeli, yasa dışı bahis sitelerine erişim engelleri aşılması imkansız siber duvarlarla örülmelidir. Kripto varlık transferlerine çok sıkı bir MASAK denetimi getirilmelidir.
Devlet, çelikten yumruğunu bu çarkın tam göbeğine indirmek zorundadır.