ABD Maduro'yu Devirdi…
Galip Önlü
Değerli arkadaşlar son yazımda “Maduro Suikasta Uğrayabilir” demiştim. ABD’nin petrol gücü sebebiyle Venezuela’ya gözünü diktiğini, ajanların Venezuela’da çalışmalar yaptığını ve savaş olmadan Maduro’yu öldürebileceklerini söylemiştim. Dolayısıyla Venezuela halkının Maduro’nun yanında yer alması gerektiğini belirtmiştim.
Venezuela, Maduro’ya sahip çıkamadı ve çok aşağılık bir duruma düştü.
Sözün beş para etmediği, anlamını yitirdiği bir dönemden geçiyoruz.
Trump 2026 yılını Barış Yılı olarak ilan etti. Nobel Barış Ödülünü almak için yırtındı ama sonrasında gidip İran’ı bombaladı. Nijerya’yı bombaladı, Suriye’yi bombaladı, Irak’ı bombaladı, Yemen’i bombaladı, Venezuela’yı bombaladı ve ayrıca 4 farklı ülkeyi saldırmakla tehdit etti.
Peki ne oldu? Zira bilinenlerin dışında farklı olaylar da var.
Dün Türkiye saatiyle gece saatlerinde bir anda ABD uçakları, başkent Karakas başta olmak üzere 4 kenti sürekli bombaladı ve bu bombardıman sırasında Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşi Clia Flores CIA ajanları tarafında kaçırıldı.
Maduro önce Porto Rika’ya götürüldü oradan da ABD’ye götürüldü.
Burada önemli olan detay şudur ki ABD bombardımanı başlarken Venezuela’nın kritik askeri üsleri dört beş sene öncesinden içeriye sokulan ve çeşitli ülkelerden getirilen paralı askerler, Venezuela’daki ihanet çetesi ile birlikte Kara Harekâtına başlayıp askeri üsleri bombaladılar.
Bombalama sadece havadan olmadı aynı zamanda karadan da oldu.
Bunlar çeşitli ülkelerden toplanmış ve Venezuela’ya sokulmuş paralı katillerdir.
Maduro’yu kaçıran CIA ajanları değil, ülkeye dört beş yıl öncesinden sokulan bu profesyonel paralı askerlerdir.
Burada ayrıca Maduro’ya ihanet kesindir.
Maduro’nun 3 generalinin direkt olarak ABD ile temasta olduğu ortaya çıktı. Bu kaçırma planının uzun süredir planlandığı ve generallerin de destek sağladığı söyleniyor.
Venezuela’da bulunan muhalif kesim, zaten yıllardır ABD ile iç içe çalışıyordu.
Hatta başa getirilecek isim bile önceden belirlenmişti.
Evet, buna ihtimal büyüktür ki şaşıracaksınız…
Peki kimdir ABD’nin Maduro’nun yerine düşündüğü o kişi?
Maria Corina Machado…
Evet, şu ana kadar yapılan planda Maduro’nun devrilmesi sonrası ABD, Maria Corina Machado’yu başa getirme planı yapmıştır.
Bu plan devam edecek mi? Değişikliğe gidilecek mi hep beraber göreceğiz.
Kim bu Maria Corina Machado?
Geçtiğimiz aylarda Nobel Barış Ödülünü kazanan kadın…
Trump’ın o çok istediği Nobel Barış Ödülünü alan Eski Venezuela Ulusal Meclisi Üyesi…
2025 Nobel Barış Ödülünün sahibi…
Sonrasında Nobel Barış Ödülü’nü Trump’a ithaf etmişti.
Venezuela’lı muhalif olan bu kişi, ABD derin yapısıyla ciddi bağlantıları olan birisiydi. Vatana ihanetten hapis cezası verilmişti fakat 6 ay önce CIA tarafından Avrupa’ya kaçırılmıştı. Sonra da Norveç’te ortaya çıktı.
Şu ana kadar yapılan planda tekrar ediyorum ki kaçırdıkları bu kadını, Maria Corina Machado’yu, başa getirecekler.
Eğer planlarında bir değişiklik olmazsa.
Venezuela şuan çok aşağılık bir duruma düşmüştür.
Bir ülke düşünün. Bir ülkenin başkanı, tüm dünyanın gözü önünde mafyavari bir yöntemle kafasına silah dayanıyor. Helikoptere bindiriliyor önce Porto Rika’daki ABD üssüne, oradan da ABD’ye götürülüyor. Büyük ihtimalle Pazartesi günü mahkemede yargılanacak ve kırmızı renkli suçlu elbisesiyle, fotoğrafları dünyaya servis edilecek.
ABD’nin yapmış olduğu bu eylem bir akımdır.
ABD bir akım başlatmıştır bana göre.
Yarın öbür gün Rusya, kendisine düşman Devlet Başkanlarını kaçırırsa ABD ne tepki verecektir sorarım?
Veya Çin, gidip Tayvan Devlet Başkanını alıp, hapishaneye koyarsa ne yapacak?
Venezuela; 2. Dünya Savaşından kalma uçaksavarlar ve eski model Rus silahları olan, tankları karada güçlü hareket edemeyen, hava savunma sistemi olmayan, ambargo sebebiyle sefalet içerisinde olan bu ülke idi lakin mücadeleci bir halka sahiptir. Lakin ne yazık ki çok net görüyoruz… Ordudaki üst düzey bir kaç kişi satın alınmış. Muhalif kesim ABD ile anlaşmış ve Maduro yalnız bırakılmıştır.
Şu anda ise Venezuela halkına yalan söyleniyor.
“Size demokrasi getireceğiz” diyorlar…
Şu anda Venezuela’nın bütün zenginlikleri, petrolü ve altını ABD’nin ayakları altındadır.
ABD’nin istediği demokrasi değil, her şeyden önce direniş göstermeyen, itaatkâr, köle ruhlu bir ülke ve oradaki zenginlik kaynaklarıdır.
Ve son olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki Venezuela iflah olmayacaktır.
125 bin orduya sahip bir ülkede bu gerçekleşen operasyon sonrası artık Venezuela kolay kolay dikiş tutmaz.
Ülkemiz de bu işlerden ders çıkarmalıdır.
Elbette ki Türkiye bir Venezuela değildir ama Türkiye’yi içerden karışmak isteyen çok kesim pusuda beklemektedir.
Bana kalırsa içeride varsa herhangi bir Amerikancı yapı, vakıf ve benzeri kurumlar tasfiye edilmelidir.