Muhsin Yazıcıoğlu'na Mektup
Ferhat Hanedan Güven
Bir Vefanın Hatırası
Muhsin Başkanım,
Bugün size, erenlerin ve evliyaların diyarı Tunceli’den sesleniyorum.
Bu satırlar yalnızca bir anma değil; aynı zamanda bir vefa borcunun ifadesidir.
Yakın zamanda kabrinizin başında bulunma imkânım oldu.
Munzur’dan bir tas suyu, bir avuç toprağı ve bu coğrafyanın duasını götürdüm.
Orada bir kez daha gördüm ki bazı isimler toprağa değil, milletin vicdanına emanet edilir.
Ve ben orada sessizce bir söz verdim:
Sizin nasihatlerinizi bir hatıra olarak değil, bir emanet olarak taşımaya devam edeceğiz.
Bugün bu ülkenin en çok ihtiyaç duyduğu şey; sadece hatırlamak değil, ahlakı, duruşu ve sadakati yeniden diri tutmaktır.
Sizin hayatınız da tam olarak bunu anlatmaktadır:
Güçlü olmak ama kibirlenmemek,
kararlı olmak ama adaletten ayrılmamak,
mücadele etmek ama hakikati kaybetmemek…
Bizler de vatanın siyaset bahçesinde yürürken,
Adnanların, Muhsinlerin izini bilerek adım atmak zorundayız.
Çünkü siyaset, şahsiyetle anlam kazanır.
Geride bıraktığınız emaneti;
sözde değil özde,
hatırada değil hayatta,
anmalarda değil duruşta yaşatabilmek duasıyla…
Ruhunuz şad, mekânınız cennet olsun Muhsin Başkanım.