Bu Şehir Hepimizin: Sorun da Ortak, Çözüm de
Ferhat Hanedan Güven
Evet, bu şehir hepimizin. Bugün açıklama yapan siyasi oluşumların tamamını dikkatle okudum. Her biri yüksek sesle konuşuyor, her biri sorunun merkezinde duruyormuş gibi davranıyor.
Ama insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Bu oluşumların belediye meclis üyeleri yıllardır bu sorunları neden görmedi, nasıl görmedi?
Elektrik kesilirken, su akmazken, altyapı çökerken sessiz kalanlar; bugün mikrofon başında çözüm üretir gibi konuşamaz. Sorunlar yeni değil, hafıza da taze. Bu şehir unutmuyor.
Memleketimizi siyasallaştırarak parselleştirmeye bir son verelim.
Tunceli; sloganların, algıların, geçici mağduriyet hesaplarının değil; ortak aklın, sorumluluğun ve samimi emeğin şehridir.
Bu kenti geleceğe taşıyacak olan şey; kim daha çok bağırdı yarışı değil, kim gerçekten taşın altına elini koyduğudur.
Ve bugün…
Tunceli’de elektrik ve su kesintileri yaşanırken, bu süreci siyasi malzemeye dönüştürme çabası kabul edilemez. Yaşanan her aksaklık, ortak hayatımıza dair bir meseledir; propaganda başlığı değildir.
Bu kentte yaşayan her birey, Tunceli’nin büyük ailesinin bir parçasıdır. Aynı sokakta yürüyor, aynı musluktan su bekliyor, aynı lambanın yanmasını umut ediyorsak; sorunlarımız da ortaktır, çözümlerimiz de ortak olmak zorundadır.
Tunceli Belediyesi kayyum tarafından yönetiliyor diye yorum yapma yarışına giren, mikrofon uzatıp algı üretmeye çalışan, bu kentin kaderini çamura, toza ve mağduriyet söylemine mahkûm ederek var olmaya çalışanlar; Tunceli’ye dost değil, yük olmaktadır. Mağduriyet üzerinden siyaset yapmak, bu şehre hizmet değildir.
Sayın Vali Şefik Aygöl’ün göreve geldiği günden bu yana, geçmişten kalan ihmallerin oluşturduğu tahribat adeta bir yara gibi pansuman edilerek giderilmeye çalışılmaktadır. Parklar, caddeler, sokaklar… Bunları uzun uzun anlatmaya gerek yok. Gözler görüyor; kulaklar duymasa da şehir hissediyor.
Buradan bir çağrıyı da “eş başkan” anlayışına yapmak gerekir:
Belediye hizmeti, sanatsız bırakılmış bir sanat sokağında oturmaya benzemez. Kendi döneminde maaş ödeyemeyen, bir taş kaldırımı dahi öremeyenlerin; bugün bu şehir için çalışanlara taş atma hakkı yoktur.
Biz de biliyoruz, biz de farkındayız.
Suyumuz kesik, elektriğimiz kesik…
Ama çözüleceğine inanıyoruz.
Çünkü ortada alkışla, sloganla gündem üretme çabası değil; şantiyede, arızanın başında, soğuğun ve karanlığın içinde çalışan emekçilerin ayak sesleri var.
Yıllar önce inşa edilen su depolarında jeneratör bulunmaması bugünün hanesine yazılamaz. Geçmiş dönemlerin bıraktığı tahribat bugün giderilmeye çalışılırken, meseleyi siyasi hesaplara malzeme etmek ne sorunu çözer ne de şehre katkı sunar.
Asıl amaç; kalıcı sorunları derinleştirmek değil, onları akıl ve ortak sorumlulukla ortadan kaldırmaktır. Çünkü mesele siyaset çarkını beslemek değil, bu şehri güçlendirerek geleceğe taşımaktır.
İşte bu ses, bu kararlılık ve bu inanç bize yeter.