Ferhat Hanedan Güven

Bir Penguenin Duruşuyla Hatırlanan Vefa

Ferhat Hanedan Güven

Bir penguen, 19 yıl sonra viral oldu. Milyonlarca insan, tek bir yürüyüşte ortak bir duyguda buluştu. Soğuğun, rüzgârın ve belirsizliğin ortasında ilerleyen o penguen, bize yeni bir şey göstermedi aslında; unuttuğumuz bir şeyi hatırlattı.

Werner Herzog’un kamerasının yakaladığı bu sahne, benim gözlerime yabancı değildi. O çıkışı her gün yeniden görüyorum. Zor zamanda dostunun yanında kalan bir insanda… Yük ağırlaştığında omzunu çekmeyen bir yol arkadaşında… Gitmek kolayken kalanlarda…

Onca vedanın içinde bu bir çıkıştı. Ama veda eden penguen değildi; geride kalanlardı. Çünkü veda, her zaman yürüyüp gitmek değildir. Bazen sessizce sorumluluktan çekilmek, bazen yükü tek başına bırakmaktır. İşte tam da burada veda ile vefa arasındaki çizgi ortaya çıkar.

İnsanlık tarihi, vefayı dostlukla sınamış örneklerle doludur. Hz. Ebubekir’in, hicret yolunda Peygamber Efendimiz’in ardına değil, önüne bakması; tehlike varsa önce kendisine gelsin diyeydi. Aristo ile Büyük İskender arasında kurulan bağ, yalnızca öğretmen–öğrenci ilişkisi değil; fikirde sadakatin dostluğa dönüşmesiydi. Yunus Emre’nin Tapduk Emre’ye kırk yıl odun taşıması, bir kapıya değil; vefaya bağlılıktı. Hiçbiri alkışla değil, alınteriyle yazıldı.

Vahşi doğa ise vefayı bize sessizce öğretir. Kuğular, eşlerini kaybettiklerinde yıllarca başka bir eş seçmez; yalnız kalmayı tercih ederler. Kurtlar, sürüden ayrılan yaralı eşlerini terk etmez, yavaşlar ama bırakmazlar. Albatros kuşları, binlerce kilometre uçar ama her seferinde aynı eşe döner. Penguenler, fırtınanın ortasında eşini ve yavrusunu korumak için birbirine sırt verir; biri düşerse diğeri bekler. Doğada aşk, gitmek üzerine değil; dayanmak üzerine kuruludur.

Biz insanoğlu ise çoğu zaman tam tersini yaparız. Gözyaşında çabuk birleşir, alınterinde çabuk dağılırız. Acıyı paylaşırız ama yükü paylaşmaktan kaçınırız. Oysa gerçek bağ, zor zamanın sessizliğinde belli olur. Herkes üzülür; ama herkes kalmaz.

Belki de bu yüzden o pengueni sevdik. Çünkü onda kendimizi gördük. Yalnız yürüyen ama yürümekten vazgeçmeyen tarafımızı… Arkasına bakmadan değil, önüne bakmak zorunda kalan hâlimizi…

Bir penguen bize şunu hatırlattı: İnsan olmak, sadece hissetmek değildir; taşımaktır. Vefa, duyguda değil, duruşta belli olur. Gözyaşında ortak olmak kolaydır; alınterinde ortak olmak erdem ister. Ve ister insanlık tarihinde olsun, ister vahşi doğada… Gerçek dostluk ve gerçek aşk, terk etmeyenlerin hikâyesidir.

 

Yazarın Diğer Yazıları