HAİNİ BİTMEYEN BİR COĞRAFYA!
Bahaddin Yeşilkaya
Tarihte insanlık, aile içi kavgalar ve çekişmeler olmak üzere birçok sosyolojik yapılarda hep
çekememezlik günümüze kadar gelmiş ve de kıyamete kadar da devam edecektir. Bu bir realite ve de
sosyolojik bir gerçekliktir. İnsan var oldukça çıkarlar hep var olacak, kavgalar ve çekişmeler de tabiatıyla
bunun bir sonucu olacaktır.
Hain ya da Hainlik bulunduğu ya da birlikte olduğu aile bireyleri içinde ya da yaşadığı cemiyet ve de
toplumda, çıkarı için ait olduğu aileye ve cemiyete zarar verme olayıdır. Bu, kimi zaman kendi öz nefsi,
kimi zaman bulunduğu çevre ya da mahalle baskısı, kimi zaman inanç, kimi zaman ekonomik, kimi
zaman kavmiyetçilik ve kimi zaman da bir başka aklın yönlendirmesi sonucudur.
Sosyolojik olarak kimi coğrafyalar bu tür zaaflara açık ve de teşnedir. Bunu gören, bilen kesimler ya da
odaklar, kendi çıkarları uğruna bu zafiyetleri iliğine kadar bir koz olarak menfaatini elde edene kadar
kullanırlar.
Teessürle ifade etmek istiyorum ki; bulunduğumuz bu coğrafya zafiyetlerle en çok başı dertte olan ve
bundan dolayı her türlü sıkıntıya muhatap kalarak, yeryüzünde kendine zarar veren eşi benzeri
olmayan başka bir coğrafya olmadığına şahit oluyoruz.
Bunun tek bir nedeni vardır o da; coğrafyada türlü çeşitliliğin ve paha biçilmez zenginliklerin
barındırıyor olması.
Tabii ki, emeli olan hiçbir emperyalist güç, böyle bir coğrafyayı görmezden gelmez.
Pek ala bilinir ki; Bu leş kargaları, öncellikle yapacakları tek bir şey vardır o da; bu coğrafyanın bir büyük
zafiyet MR’ını çekmeleri ve çekilen bu MR üzerinde ameliyata konu olacak hangi bir cerrahi durum
varsa, tanı koyup; onu bir büyük titizlik içinde çevreyi huzursuz etmeden bir büyük hassasiyet ve ikna
edici yöntemlerle amaçlarına ulaşmak için uygun enstrüman kullanarak, operasyonu yapıyor olmaları.
Ve biz biliyoruz ki, hiçbir operasyon kan kaybı olmadan sonuçlanmaz, sonuçlanamaz.
Ve akan kan ne yazık ki, kullanılan coğrafyanın kanıdır.
Ve yine biliyoruz ki, operasyon sonrası hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
Olan tek bir şey vardır alet olan hangi zafiyet ise kaybeden o zafiyet sahibi olmuştur. Tarih bu tür
yaşanmışlıklarla doludur.
Yakın tarihimiz bu tür örneklere şahittir.
Son yarım hatta bir asırdır coğrafyamızın parçalarından Afganistan başta olmak üzere Irak, Suriye ve
şimdilerde İran ve son yarım yüz yıla yakındır ülkemiz Türkiye’de yaşanan PKK ve birçok terör örgütlerin
yaptıkları terörle verdikleri büyük zararın hadi hesabı yoktur.
Bu ülkelerde olan bitenin şöyle bir arka planına baktığımız da; var oldukları tarihten beri birlikte kader
birliğini yapmış milletlerin son derece basit sebeplerden dolayı birbirlerine zarar verdiklerini görüyoruz.
Halbuki coğrafya insanı, bütün bu olan bitenden önce şöyle aklı selimle kendini ufak bir muhakemeye
çekse, olan bitenin kökeninde bir büyük nefis yenilgisinin ve kendisine ait olmayan başka bir aklın aleti
olduğunu muhakkak farkına varacaktır.
Bütün bir mesele ve muhasebe, testi kırılma öncesidir.
Sonrasında hiçbir geri dönüş ve pişmanlık, sonucu değiştirmediğini biliyoruz.
Sonuç olarak coğrafya, yanlışa düşmeden atılan her adımı bir akıl süzgecinden geçirerek, bulunduğu
cemiyet ya da mensup olduğu millettin tüm değer yargılarını saygı içinde bir ve beraber olarak bir arada
yaşanabilir kılmak ve tasada, kıvançta kader birliği sağlamak olmalıdır.
Aksi hal; her türlü zafiyet zarardır, kayıptır, zillettir ve de hüsrandır.