Bahaddin Yeşilkaya

FETO'nun Son TANGOSU 'Yeni Parti'

Bahaddin Yeşilkaya

Baykal sonrası CHP de, tüm bu olan bitenleri anlamamak için kâhin olmaya hiç mi hiç gerek yok.

Çünkü FETO radarı, oy potansiyeli olan tüm Partileri kapsam alanı içine alır.

Felsefesinde hiçbir değere yer vermez.

Zira hamurunda; ne haram, ne helal, ne kişilik, ne omurga, ne haysiyet, ne şeref, ne namus, ne onur

vardır.

O, sırtına hiçbir küfe almaz.

Tokmağı kendisinde, davul başkasında tutar ki, atı istediği gibi koşturabilsin, oynatabilsin.

Çünkü efendileri bu oyunu böyle kurgulamış ve kendisine de baş aktör olarak bu rol verilmiştir.

Rolün ana teması milletin kılcal damarlarında gezmek ve olabildikçe her bir hücresini iliğine kadar

Sömürmek.

Ve oyun çok iyi tutu.

Ve çokta rağbet gördü.

Çünkü yarım yüzyıldır milletin en duyarlı olduğu dini hassasiyet damarına girmeyi başarmış ve her türlü

dozda duygu sömürüsünü kullanabilmiştir.

Tıpkı bir kurdun koyun postuna girdiği gibi bu rolü yarım yüz yıl kadar çok ama çok iyi oynadı.

Tak ki, 15 TEMMUZ 2016 yılında hain darbe girişimi ile gerçek yüzü ortaya çıkana kadar.

Bu hainliğin gücü, son bir çeyrek asırdır siyasetin her türlüsünü kullanarak, başta devletin en kritik

kurumları olan emniyet, yargı ve ordunun her kademesine sızmayı başarabilmiş olmasıdır.

Ve sivil alanda da eğitim başta olmak üzere gerek finansal, gerek ticaret, gerekse birçok sosyal alanlarda

aktif bir biçimde her türlü manipülasyon, şantaj ve mahalle baskısı yaparak, faaliyetini çekinmeden

yapma cüretini göstermiştir.

Hal bu olunca, kurulduğu ya da var olduğu günden beri siyaset mahallesini de bir başına bırakmamıştır.

Her türlü siyasi konjüktörden maksimum derecede yarar sağlamayı başarmıştır.

Yetmişli yıllarda, dönemin anarşi ortamından örgütsel çalışmalarını tamamlamış ve 12 EYLÜL 1980

askeri darbeyle kök salmaya başlamıştır.

Seksenli yıllarda, dönemin şartlarında siyaseti (ANAP)’ı Anavatan Partisi iktidarını en iyi şekilde

kullanarak, her bir alanda boy göstermeye ve faaliyete yapmaya başlamıştır.

Doksanlı yıllarda iktidardaki koalisyon yönetimlerindeki tüm partilerde (RP, DYP, DSP ve ANAP) efektif

bir biçimde faaliyet alanlarını zirveye taşımıştır.

Bu yıllarda, 28 ŞUBAT 1997 yılında Refahyol iktidarın görevden el çektirmesiyle FETO, adeta altın

yıllarını yaşamıştır.

Çünkü 28 ŞUBAT kararlarıyla İmam hatip Okulları kapatılmış, FETO okullarının kapıları ardına kadar

açılmasına yol verilmiştir. 

Bu dönemlerde FETO, artık her yönü ile bir paralel devlet olma emareleri yavaş yavaş uç vermeye

başlamış ve devletle pazarlık yapma gücü, kendinde cüretsiz bir şekilde cesaret bulmuştur.

İki binli yıllarda dönemin ekonomik kaos ve terör ortamını bir büyük fırsata çevirerek, yapılan erken

genel seçimde, siyasete ilk adımını atan AK Partinin yanında görünerek, tavrını açıktan almış ve AK

partinin tek başına iktidar olmasıyla daha bir palazlanarak, gerçek niyeti olan hedefine bir adım daha

yaklaşmış olması olmuştur.

AK Parti’nin ilk iki dönem iktidarlarında kendisine engel olabilecek kimi kesimleri (EGENEKON…) gibi

ulusalcı ya da Atatürkçü gruplarla bir mücadeleye girerek, tasfiye sürecini başlatmış ve kısmen de olsa

bu mücadelesinde başarı sağlamıştır.

Tüm bu olan biten olurken FETO, diğer alanların hiçbirinde boş durmamış başta siyaset (MHP, CHP ve

AK Parti) olmak üzere ikbal vadeden tüm partilere sızmayı da ihmal etmemiş ve bu partileri dizayn

etmeye başlamıştır.

Önce MHP’yi ele geçirmek için çeşitli şantajlar yapmış (Kaset…) ancak başaramamıştır. Fakat MHP’yi

içten (İYİ Parti, Zafer ve Anahtar Parti…) Parçalamayı başarabilmiştir.

AK Parti de homurtulara meydan vermiş ve güçlü siyasi liderliğin (Recep Tayyip ERDOĞAN)’nın dik

duruşuyla bu partide ayrılmalar olsa da (Ali BABACAN, Ahmet DAVUTOĞLU ve Abdul latif ŞENER)

diğerleri kadar hasar almamıştır.

Tabii ki, Abdullah GÜL de unutulmamalı…

Sonra da FETO, meşrebi gereği, CHP’ye dadanarak aynı yol ve yöntemle şantaj (Kaset…) yaparak,

yönetimini değiştirmeye muvaffak olmuş ve başa geçen bu yeni yönetim değişikliği ile kendi adamlarını

(İmamoğlu ve Ekibi) partiye yerleştirmeyi başarabilmiş ve sonradan gerek belediye başkanlıklarında

gerekse milletvekili seçiminde, hatırı sayılır adamlarını yapılan seçimlerde, seçtirmeyi başarabilmiştir.

Yapılan son seçimde FETO, CHP de mevcut yönetim değişikliği ile adeta dominant olmaya başlamış ve

elinde bulundurdukları başta İBB olmak üzere, diğer birçok Belediyeleri ve yönettikleri diğer birçok

kamu kuruluşlarında, demokrasi tarihinde görülmemiş yolsuzlukları yapacak kadar ileri gitmiş ve adalet

önünde hesap vermeye başlamıştır.

Partide yapılan bu yönetim değişikliği partilerce hukuksuz bulunarak, itirazlarda bulunulmuş ve haklı

bulunarak, mahkeme, yapılan 38. Olağan kongrenin delege iradesinin sakata uğradığına kanaat

getirerek, BUTLAN hükmüyle, eski yönetimi kaldığı yerden devam etmesine karar vermiş ve mevcut

yönetimi uzaklaştırmıştır.

Bunu üzerine FETO’ nun domine ettiği ve Türkiye Ayağında baş rol oyuncusu ve siyasetteki tek temsilcisi

olan Ekrem İmamoğlu’nun kancasına takılıp zehirlenen Özgür ÖZEL ve yönetimi, CHP’den ayrılarak,

“Yeni Parti” adında bir yeni bir partiyi kurmuş oldular.

İşte FETO’yla dansa kalkmak ya da yat..ğa girmek, sonu bu olsa gerek.

Umarım bu son tango “Yeni Parti” için farklı bir son tango olmazsın.

Fakat görünen köy de kılavuz istemez.

Çünkü Kılavuz yeteri kadar tanıdık.

Bizden söylemesi…

 

Yazarın Diğer Yazıları