Ahmet POLAT

KLAVYE GAZETECİLERİ

Ahmet POLAT

Her fırsatta dile getirdiğim konuların başında gelen bir mevzu.

Masa başında oturup da kes, kopyala ve yapıştır ile gazetecilik yapan kişilerin sayısı her geçen gün artıyor.

Yaklaşık hayatımın 30 yıllını gazetecilik ve spor alanlarındaki çalışmalarımla geçti.

Hiçbir zaman ben şöyleydim ya da böyleydim demedim ve demem de.

Fakat gel gör ki şu zamanda basın mensubu olmak çok kolay ve basit olmuş.

Anadolu Ajansı’nda göreve başladığımda basın kartım olmadığı için Valilik beni hiçbir programa almıyordu.

Şimdi çalıştığı yerden adına düzenlenen kartla her yere girip çıkanları görüyorum.

İnternet üzerinden de yayın yapanları artık söylemiyorum.

Çünkü ilan almak için belirli bir süre ve şartları yerine getirdiği takdirde ekonomik getirisi de olduğundan kişi otomatikman ‘’Basın Mensubu’’ oluyor.

Alanımın dışına çıkıyorum ama gördüğüm manzaraya da kayıtsız kalamam.

Basın camiasında devam etseydim belki de başka yerlerde ve makamlarda olurdum fakat ben kimseye boyun eğmedim ve esas duruşa geçmedim.

Yeri geldi vekile sorulmayacak soruları sorduk, çekilmeyecek fotoğrafları çektik, gidilmeyen yerlere gittik ve anlımız her zaman hep açık oldu.

Eskiler beni bilir ve kimse bana korktu, girişken değil, yapamaz, yalaka, paracı ve en önemlisi kalemi satılık diyemez.

Herkes bir yerlerden nemalanıyor ve olmadık işlerin altından çıkıyorlar.

Kim nerede ve ne iş yapıyor bilen yok.

Elazığ basını bu hale nasıl geldi.

Şimdi olduğu gibi eskiden de para pek yoktu ama bir birliktelik ve saygınlık vardı.

Ama maalesef bakıyorum da birileri çok para kazanmış ve farklı yerlerde.

Nereden ve nasıl geldi bu ekonomik kazanç diye sormazlar mı?

Neyse ben kazança bakmıyorum gazeteciliğe bakıyorum.

Basın mensubu olmak; klavyede iki kelimeyi yan yana getirmekmidir?

Yarayı kaşıdım şimdi kanayacak.

Kaşımamak mı gerekir yoksa derine inmek mi?

DEDİKODU SÜREKLİ MANŞETTE

Elazığ’da mevcut cemiyetin dışında ikinci ve üçüncü bir cemiyet vardı şimdi bu sayı dörde yükseldi.

Maşaallah diyelim…

Daha bu sayı artar gibi.

Bende şöyle düşünüyorum ve 5. Cemiyeti de oluşturalım mı?

Adını illaki buluruz ve üyeleri de oluştururuz; kimse merak etmesin.

Yahu beyler size birileri dur desin.

Küçük bir ilde 4 cemiyet nedir.

Başkan olduğunuzda neler oluyor anlamış değilim.

Mehmet Topal’ın başkanlığındaki cemiyette ben o zaman Yunus Çelik’in yeni oluşturduğu cemiyette yer aldım çünkü Yeni Çağ Gazetesinde çalışıyordum.

O zamanda da gazeteci sayısı çoktu ama dedikodu bu kadar fazla değildi.

Ulusal ajanslarda çalışanlar arasında haber atlatma trafiği vardı. Yerelde de b u durum pek yoktu. Vehbi hocanın yanına gidip haberler alıp karta bastırılan fotoğraflardan almaya çalışırdık. Tarayıcı ile de bilgisayara kaydederdik.

Şimdi herşey çok kolay ve basit olmuş.

Ben başka cemiyetlerin nasıl bir çalışma politikası ve yöneticilerin tutum ve davranışları hakkında konuşmak istemem çünkü tanımıyorum.

Ben birliktelikten yanayım.

Köklü bir cemiyetimiz varken başka cemiyetlerin varlığı beni üzüyor.

Bizler birlikteliğimizle çevre illere adımızdan söz ettiren bir memleketiz.

Bu konuların dile getirilmesi gerekir diye kalem adım.

Birilerini övüp, birilerini yermek gibi bir durumum olmaz.

Doğru neyse söylemek ve istişare etmek gerekir. Yoksa yanlış yola gideriz.

 

Yazarın Diğer Yazıları